Lens Gözde Kaybolur mu? Doğru Bilinen Yanlışlar
Kontakt lens gözün arkasına geçerek göz içinde kaybolmaz; ancak yerinden çıkarak üst göz kapağının altına sıkışabilir, katlanabilir veya göz yüzeyinde fark edilmesi zor bir noktaya kayabilir. Bu yüzden lensi gözünde bulamayan birinin yaşadığı “Lens gözümün arkasına kaçtı” hissi oldukça gerçekçidir.

Kontakt lens kullanmaya yeni başlayanların en büyük endişelerinden biri budur. Lens çıkarılmak istendiğinde görünmez, gözde batma hissi vardır ve aynada ne kadar bakılırsa bakılsın bulunamaz. Böyle bir durumda çoğu kişi lensin gözün içine doğru ilerlediğini düşünür. Aslında lens çoğunlukla üst göz kapağının altında kalmış, kendi üzerine katlanmış veya çoktan gözden çıkmış olabilir.
Lens gözde kaybolur mu? sorusuna doğru cevap verebilmek için önce gözün yapısını, lensin neden yer değiştirdiğini ve böyle bir durumda ne yapılması gerektiğini bilmek gerekir.
Kontakt Lens Gerçekten Gözün Arkasına Kaçabilir mi?
Hayır. Kontakt lensin göz küresinin arkasına dolaşması anatomik olarak mümkün değildir. Gözün beyaz kısmını ve göz kapaklarının iç yüzünü kaplayan ince doku, göz kapağı altında bir kese benzeri sınır oluşturur. Lens bu sınırın ötesine geçerek gözün arkasına ulaşamaz.
Buna rağmen lens göz kapağının altında oldukça yukarıya doğru hareket edebilir. Özellikle yumuşak kontakt lensler katlanabildiği için üst kapağın altında küçük bir alana sıkışabilir ve ilk bakışta fark edilmeyebilir. Nadir vakalarda kontakt lenslerin üst göz kapağı altında uzun süre fark edilmeden kaldığı da bildirilmiştir.
Bu nedenle “gözün arkasına kaçmak” ile “göz kapağının altında kalmak” birbirinden farklı iki durumdur. İlki mümkün değildir; ikincisi ise meydana gelebilir.
Lens Neden Yerinden Oynar?
Doğru ölçülerde seçilmiş kontakt lens normal şartlarda kornea üzerinde merkezde durur ve göz kırpma hareketleri sırasında yalnızca sınırlı miktarda hareket eder. Ancak göz kuruluğu, lensin göze uygun olmaması, gözü sert şekilde ovalamak veya lensle uyumak gibi durumlarda lensin konumu değişebilir.
Lensin fazla kuruması da önemli bir etkendir. Göz yüzeyi yeterince nemli olmadığında lens rahat hareket etmek yerine göz yüzeyine yapışabilir. Kullanıcı lensi çıkarırken kenarını bulamadığı için lensin kaybolduğunu düşünebilir.
Bazen durum tam tersidir. Lens fazla hareketli olabilir ve göz kırpıldığında korneanın üzerinden gözün beyaz bölümüne ya da üst göz kapağının altına kayabilir. Bu tür tekrarlayan sorunlarda kullanılan lensin göz yapısına uygunluğu yeniden değerlendirilmelidir.
Kontakt lensler tıbbi cihazlardır ve doğru kullanılmadıklarında yalnızca rahatsızlığa değil, korneayı etkileyebilecek enfeksiyonlara da zemin hazırlayabilir.
Lens Gözde Kaybolursa Ne Yapılmalı?
Lens görünmüyorsa ilk yapılması gereken telaşa kapılıp gözü sürekli ovalamak değildir. Lens üst göz kapağının altında veya gözün beyaz kısmında bulunuyor olabilir. Gözün zorlanması, özellikle lens kurumuşsa, yüzeyde tahrişe neden olabilir. Lens bulunamıyorsa önce gözün rahatlamasına ve yüzeyin nemlenmesine fırsat vermek daha uygundur.
-
Ellerinizi sabun ve suyla iyice yıkayıp tamamen kurulayın.
-
Gözü ovuşturmayın ve lensi tırnakla yakalamaya çalışmayın.
-
Kontakt lensle kullanıma uygun nemlendirici damla veya önerilmiş steril göz ürünüyle göz yüzeyini nemlendirin.
-
Birkaç kez yavaşça göz kırpın ve lensin merkeze doğru hareket edip etmediğini kontrol edin.
-
Lens üst kapağın altında hissediliyorsa gözü kapatarak kapağa çok hafif biçimde aşağı yönlü hareket vermek bazı yumuşak lenslerin görünür hale gelmesine yardımcı olabilir.
-
Lens görünmüyor, çıkmıyor veya işlem sırasında ağrı artıyorsa zorlamayı bırakıp göz sağlığı uzmanından yardım alın.
Özellikle sert veya gaz geçirgen lenslerde çıkarma yöntemi yumuşak lenslerden farklı olabilir. Bu nedenle kullanılmakta olan lens tipinden emin değilseniz gözü zorlamak yerine profesyonel yardım almak daha güvenlidir.
Lensin Gözden Düştüğü Fark Edilmeyebilir
Lens gözde bulunamadığında her zaman kapağın altına kaçtığını düşünmek de doğru değildir. Yumuşak lensler oldukça ince olduğu için gözü ovuştururken, yüz yıkarken veya gözler sulandığında fark edilmeden dışarı çıkabilir.
Özellikle lens kullanmaya yeni başlayan kişiler bazen lensin gözde olup olmadığını ayırt etmekte zorlanır. Bir göz diğerinden daha bulanık görüyorsa lensin düştüğü düşünülebilir; ancak yalnızca görme bulanıklığına bakarak kesin karar vermek mümkün değildir.
Bir başka sık yapılan hata, lensin çıktığından emin olmadan aynı gözün üzerine ikinci lensi takmaktır. Nadir de olsa göz kapağı altında birden fazla lensin biriktiği vakalar bildirilmiştir.
Bu yüzden lensi çıkarıp çıkarmadığınızdan emin değilseniz yeni lens takmadan önce göz yüzeyini dikkatlice kontrol etmek daha doğru olur.
“Lens Gözün İçine Kaçar” Düşüncesi Nereden Geliyor?
Bu inanışın en önemli nedeni, göz kapağının altında düşünüldüğünden daha fazla alan bulunmasıdır. Lens yukarı doğru kaydığında aynadan bakarken görülmeyebilir. Kişi gözünde yabancı cisim hisseder ancak lensi göremez. Doğal olarak “Daha geriye gitti” düşüncesi oluşur.
Özellikle şeffaf yumuşak lenslerin görülmesi kolay değildir. Lens kendi üzerine katlandığında daha da küçülür ve göz kapağının iç yüzeyinde saklanabilir. Böyle durumlarda uzman tarafından yapılan göz kapağı muayenesinde lens bulunabilir. Yıllarca üst kapağın altında kalmış lenslerin bildirildiği nadir olgular bile vardır.
Ancak bu örnekler lensin göz küresinin arkasına geçtiğini göstermez. Lens göz yüzeyi ile göz kapağı arasındaki alanda kalmıştır.
Lensle Uyumanın Kaybolma Hissiyle İlişkisi
Lensle uyuduktan sonra sabah gözleri açınca lensi bulamamak oldukça sık yaşanan durumlardan biridir. Gece boyunca göz yüzeyi daha kuru hale gelebilir ve lens korneaya daha sıkı yapışabilir. Bu durumda lens hareket etmediği için kullanıcı çıkarırken kenarını bulamayabilir.
Kurumuş ve yapışmış bir lensi hemen çekmeye çalışmak gözü daha fazla tahriş edebilir. Önce göz yüzeyinin uygun şekilde nemlenmesi, ardından lensin hareket etmeye başlayıp başlamadığının kontrol edilmesi daha doğru bir yaklaşımdır.
Ayrıca gece boyunca kontakt lensle uyumak enfeksiyon riskini belirgin biçimde artırabilir. Lensle uyumanın kontakt lensle ilişkili göz enfeksiyonu riskini yaklaşık 6-8 kat artırabildiğini gösteren veriler bulunmaktadır.
Bu nedenle yalnızca lensin gözde kaybolması endişesi açısından değil, kornea sağlığı açısından da size özellikle gece kullanımı için önerilmemiş lenslerle uyumamak gerekir.
Göz Kuruluğu Lensi Çıkarmayı Zorlaştırabilir
“Lens gözümden çıkmıyor” şikâyetinin arkasında çoğu zaman lensin kaybolmasından çok kuruluk bulunur. Kontakt lens gözyaşı tabakasıyla sürekli temas halindedir. Göz yüzeyi yeterince nemli olmadığında lensin rahat hareket etmesi zorlaşabilir.
Uzun süre bilgisayar başında çalışmak, klima bulunan bir ortamda vakit geçirmek veya gün boyunca daha az göz kırpmak kuruluk şikâyetlerini artırabilir. Böyle bir durumda lens günün sonunda sabah saatlerine göre daha rahatsız hissedilebilir.
Gözde kuruluk varsa lensi zorlayarak çıkarmaya çalışmak yerine lens kullanımına uygun nemlendirici ürünler konusunda göz sağlığı uzmanının önerilerine uyulması gerekir.
Lens sürekli yapışıyorsa veya günün belirli saatlerinden sonra belirgin batma yapıyorsa kullanılan lens materyali, kullanım süresi ve göz yüzeyi ayrıca değerlendirilmelidir.
Su Kullanmak İyi Bir Fikir Değildir
Lens çıkmadığında gözü musluk suyuyla yıkamak veya lensi suyla ıslatmaya çalışmak kolay bir çözüm gibi görünebilir. Ancak kontakt lenslerin suyla temas ettirilmesi önerilmez. Musluk, duş, havuz ve doğal su kaynaklarında göz için risk oluşturabilecek mikroorganizmalar bulunabilir.
Aynı nedenle lensle duş almak veya yüzmek de iyi bir alışkanlık değildir. Kontakt lens üzerinde kalan mikroorganizmalar kornea enfeksiyonu riskini artırabilir.
Lens temizliği için yalnızca kullanılan lens tipine uygun ürünlerden yararlanılmalıdır. Tükürükle lensi ıslatmak da hijyenik değildir ve lens bakımında kullanılmamalıdır.
Lens Gözü Çizebilir mi?
Kontakt lensin kendisi uygun kullanıldığında göz üzerinde rahat hareket edecek biçimde tasarlanır. Ancak kurumuş lensi zorla çıkarmak, tırnakla lensin kenarını yakalamaya çalışmak veya gözde lens varken uzun süre sert şekilde ovalamak kornea yüzeyini tahriş edebilir.
Kornea oldukça hassas bir dokudur. Küçük bir yüzey hasarı bile ciddi batma, sulanma, ışığa karşı hassasiyet ve ağrı oluşturabilir.
Lens çıkarıldıktan sonra birkaç dakika süren hafif rahatsızlık her zaman ciddi bir problem anlamına gelmeyebilir. Ancak belirgin ağrı, giderek artan kızarıklık veya görmede azalma varsa lensi yeniden takmadan önce muayene olmak önemlidir.
Kontakt lens kullanımında oluşabilecek sorunlar yalnızca mekanik tahrişle sınırlı değildir. Yanlış kullanım kornea iltihabı ve mikrobiyal keratit gibi daha ciddi problemlerin riskini de artırabilir.
Lens Çıktıktan Sonra Batma Devam Edebilir
Bazen kişi lensi çıkardığı halde gözünde hâlâ lens varmış gibi hisseder. Bu durum da “Acaba ikinci bir lens mi kaldı?” endişesine neden olabilir.
Göz yüzeyinde oluşan kuruluk veya küçük bir tahriş, lens çıkarıldıktan sonra bir süre yabancı cisim hissi yaratabilir. Yani gözde lens hissedilmesi her zaman gerçekten lens bulunduğu anlamına gelmez.
Ancak lensin çıkıp çıkmadığından emin değilseniz veya rahatsızlık uzun süre devam ediyorsa tekrar tekrar parmakla gözün içinde lens aramak doğru değildir. Bu hareket mevcut tahrişi artırabilir.
Özellikle daha önce lensin göz kapağının altına kaydığını yaşadıysanız ve aynı hissi tekrar yaşıyorsanız gözün profesyonel olarak kontrol edilmesi kısa sürede sorunun anlaşılmasını sağlayabilir.
Hangi Durumlarda Göz Muayenesi Gerekir?
Kontakt lens gözde yer değiştirdiğinde çoğu kişi öncelikle kendisi çıkarmaya çalışır. Lens rahatça merkeze geliyor ve herhangi bir ağrı oluşturmadan çıkarılabiliyorsa sorun genellikle burada sona erer. Buna karşılık lens bulunamıyor veya gözde belirgin bir reaksiyon başladıysa tekrar tekrar müdahale etmek yerine değerlendirme yapılması gerekir. Kontakt lens kullananlarda kızarıklık ve ağrı gibi belirtiler enfeksiyon dahil farklı sorunlarla ilişkili olabilir.
-
Lensin gözde olduğundan eminsiniz ancak çıkaramıyorsanız,
-
Gözde şiddetli veya giderek artan ağrı varsa,
-
Belirgin kızarıklık gelişmişse,
-
Işığa bakmak zorlaşıyorsa,
-
Lens çıkarıldıktan sonra görmede belirgin bulanıklık devam ediyorsa,
-
Gözde yoğun akıntı oluşuyorsa,
-
Kornea üzerinde beyaz bir nokta fark ediliyorsa,
-
Lens çıkarıldıktan sonra yabancı cisim hissi uzun süre azalmıyorsa göz sağlığı değerlendirmesi geciktirilmemelidir.
Bu belirtiler varsa yeni bir kontakt lens takarak gözün düzelmesini beklemek uygun değildir.
“Lens Arkaya Kaçtıysa Günlerce Bekleyebilirim” Düşüncesi Doğru Değil
Lens göz küresinin arkasına geçemez; fakat üst göz kapağı altında kalabilmesi, günlerce orada bırakılmasının zararsız olduğu anlamına gelmez.
Göz kapağı altında kalan lens sürekli sürtünmeye ve tahrişe neden olabilir. Uzun süre unutulan lenslerle ilişkili göz kapağı reaksiyonları ve kornea sorunları bildirilmiştir.
Bu yüzden lensi göremiyorsanız ve gözünüzde hâlâ lens olduğunu düşünüyorsanız günlerce kendi kendine çıkmasını beklemek yerine kontrol ettirmek daha güvenli olur.
Yeni Bir Lens Takmadan Önce Emin Olmak Önemli
Kontakt lens kullanıcılarının edinmesi gereken en basit alışkanlıklardan biri, lensi çıkardıktan sonra gerçekten elinde veya lens kutusunda gördüğünden emin olmaktır.
Özellikle günlük kullan-at lenslerde kişi gece yorgunken lensi çıkardığını düşünebilir ancak lens üst kapağa kaymış olabilir. Ertesi sabah üzerine yeni bir lens takıldığında görmede bulanıklık ve rahatsızlık oluşabilir.
Yumuşak lenslerin kendi üzerine katlanarak üst göz kapağında fark edilmeden kalabildiğini gösteren vakalar vardır.
Bu olaylar nadir olsa da aynı gözün üzerine bilinçsizce ikinci lens takmanın neden doğru olmadığını açıkça gösterir.
Kontakt Lens Kullanımında Hijyen Neden Bu Kadar Önemli?
Lens gözde kaybolduğunda insanların ilk refleksi genellikle parmakla lensi aramaktır. Eller temiz değilse gözle uzun süre temas etmek mikroorganizmaların göz yüzeyine taşınmasına neden olabilir.
Bu nedenle kontakt lense her dokunuştan önce eller sabun ve suyla yıkanmalı ve temiz bir bezle tamamen kurulanmalıdır. Lenslerin önerilen solüsyonla temizlenmesi, eski ve yeni solüsyonun karıştırılmaması ve lens kutusunun düzenli olarak değiştirilmesi de enfeksiyon riskini azaltan temel alışkanlıklardır.
Lens ne kadar kaliteli olursa olsun yanlış bakım alışkanlıkları nedeniyle sorun yaşanabilir. Özellikle lensle uyumak, lensi suyla temas ettirmek veya önerilen değiştirme süresini aşmak gereksiz risk oluşturur.
Renkli Lensler de Aynı Kurallara Tabi
Sadece göz rengini değiştirmek amacıyla kullanılan lenslerin zararsız bir kozmetik aksesuar olduğu düşüncesi de doğru bilinen yanlışlardan biridir.
Numarasız renkli kontakt lens de doğrudan göz yüzeyiyle temas eder. Yanlış ölçüdeki bir lens korneaya uygun şekilde oturmayabilir ve çıkarılması zorlaşabilir. Hijyen kurallarına uyulmaması halinde enfeksiyon riski de bulunur.
Bu nedenle renkli lenslerde de göz yapısına uygun seçim, kullanım süresine uyma ve doğru bakım önemlidir. Bir başkasının lensini denemek veya reçetesiz ve kontrolsüz ürün kullanmak güvenli bir yaklaşım değildir.
Lens Kullanırken En Önemli Nokta Panik Yapmamak
Böyle bir durumda gözü sert şekilde ovalamak ve lensi zorla çıkarmaya çalışmak sorunu çözmek yerine göz yüzeyini tahriş edebilir. Önce ellerin temizlenmesi, gözün sakinleştirilmesi ve uygun şekilde nemlendirilmesi daha doğru bir yaklaşımdır. Lens bulunamıyorsa veya gözde ağrı oluşuyorsa uzman yardımı alınmalıdır.
Kontakt lens kullanımında doğru bilinen yanlışların en önemlilerinden biri de “Lens gözümün arkasına kaçarsa orada kalır” düşüncesidir. Anatomik olarak böyle bir yol yoktur. Ancak kapağın altında kalmış bir lensin de tamamen görmezden gelinmemesi gerekir.
Doğru lens seçimi, temiz ellerle kullanım, suyla temastan kaçınma, önerilen kullanım süresine uyma ve lensle uyumama gibi basit alışkanlıklar pek çok sorunun önüne geçebilir.
Kısacası kontakt lens gözün arkasında kaybolmaz; ama bazen gerçekten iyi saklanabilir. Lensinizi bulamıyorsanız paniğe kapılmak yerine gözünüzü zorlamadan hareket etmek ve gerektiğinde profesyonel yardım almak, göz sağlığınızı korumak açısından en doğru yaklaşım olacaktır.
- Son güncelleme
- Yayın dili
- Türkçe
Bu makaleyi nasıl buldun?
Medifinder bültenine abone ol, en yeni içerikleri kaçırma.


